
Dün sabah 7:00 ‘de kalktım. Çünkü: içimde, tüm lost fanları gibi bitmeyen bir heyecan vardı.
Heyecan olmaması mümkün değil zaten, 6 ay boyunca bekledik bu altıncı sezonu ve sonunda geldi çattı. Neyse, diziyi hemen indirdim. 1. ve 2. bölüm her sezon başı olduğu gibi birlikte yayımlandı buda bizler için iyi oldu. İndirdikten sonra, akşamına keyifle izledim. Yapımcılar gerçekten de diziyi dedikleri kadar yapmışlar!
Henüz izlemeyenleri uyarayım, aşağıda yazıcaklarım feci şekilde spoiler içerir…
Şimdi, gerçekten de bu iki bölümde bile birçok soru cevaplandı ve gene birçok soru yaratıldı kafalarda. İlk olarak gözüme çarpan detaylardan söz edeyim. Dizi başlarken ada suyun altında heykel ayağına doğru su altından giderken karşımıza çıkan köpek balığının kuyruğundaki “Dharma” amblemi mesala. Ardından ada neden suyun altında mesala..? Uçakta, Boone ve John Locke konuşuyor herkes o uçakta ama Shannon nerede mesala? Neyse, hadi bunları geçtik. Cevaplanan sorular; Black Smoke (Kara Duman) ile 5. sezon sonunda gördüğümüz siyahlı adamın arasındaki bağlantı açıklanmış oldu. Jacop ‘ın günün birinde öldürülüceğini bildiği için kendine müttefikler oluşturduğu farkedildi. Kara Duman ‘ın etraflarına döktükleri toz çemberine yaklaşamadığı anlaşıldı ve acaba geçtiğimiz sezonlarda Mr. Eko ‘ya da bu yüzden mi yanaşamamıştı? Bütün bu dediklerime ek olarak, diziye yeni karakterler de giriş yaptı (örn. tapınakta yaşayan halk).

Tapınakta bulunan hayat pınarının iyileştirme özelliği olduğu ortaya çıktı ve sanırım pınar ile Jacop arasında bir bağlantı var. Çünkü: Jacop öldüğü zaman pınar suyu kirlendi. Madem Sayid iyileşebiliyordu, neden Sawyer kardeş Juliet ‘i de oraya götürmedi. Kızı öpüp attı kenara.
Juliet ölmeden önce “işe yaradı!” demesi Jack ‘in başaramadığı hakkındaki düşüncelerin değişmesine neden olucaktır. Aynı anda hem adada olup hemde uçak ile “LA X” ‘e inmeleri paralel zaman gibi birşey olması gerek. Sanırım bu sezonda flashbackler yerine oldukça de-ja-vu göreceğiz.
Şimdilik aklıma gelenler bunlar arkadaşlar. Sizde yorumlarınızı esirgemezseniz sevinirim.









Süperdi sezon girişi..Paralel zaman olayı benim kafayı allak bullak etti.Güzel yazı olmuş
Bu arada söylemeyi unutmuşum. Jack, Sayid ‘i tekrar yaşatmak için kalp masajı yaparken Kate dur artık vs. diyorduya. Sanki aynı sahneler, birince veya ikinci sezonda ormanda Charlie içinde olmuştu.
Valla hiç bi yazıyı okumadım çünkü izleyemedim çünkü rapid pre yok
olan varsa bana müracat edebilir xD
Elime geçerse, verebilirim.
Harikaydı. Umarım bu sezonda cevaplanmadık soru kalmaz akıllarda. Yoksa gider dağıtırım o adayı.
Bu sezonda cevaplanmadık soru kalırsa zaten bir daha hiç cevaplanmazlar. Çünkü, son sezon!
@mert2407
sen charlie diyince aklıma geldi, uçakta jack charlie’yi ölümden kurtarıyordu charlie de benim ölmem gerekiyor demişti..=??
@Un!T
Evet, bak iyi hatırlattın.
Demekki seziyorlar. (:
Mert abi. Vallaha ben yazacaktım Bölüm hakkında ilk yazıyı ama sen yazmışsın :D. Neyse, ben de yarın (7 Şubat 2010) konuyu yayımlarım. Konuda senden ve LOST’a karşı hayranlığından bahsettim :D.
Bu arada Bölüm hakkında düşündüklerim şunlar;
1) Girişi bence çok karışık yapmışlar, ailecek izledik, babam hiçbirşey anlamadı :D.
2) Sayid’i boğma sahnesi bence çok saçmaydı, çırpınırken çıkarmadılar sudan, öldürdükten sonra çıkardılar :D, sonra da ”Arkadaşınız Öldü” diye saçma bir bahaneyle geldiler.
3) Son olarak: Locke = Kara Duman (Black Smoke) = Ilk başlarda Jacop’un Sahilde yanında oturan Arkadaşı.
Sağolasın, Doğuhan.
1) Orasını bilemem, ben anladım bir şeyler…
2) Orada onu yapmalarının sebebi, kum saatinin bitmesini beklemeleri. Her şeyin bir usulü var ama değil mi?
3) Evet, öyle.
Vallaha abi, bir usulü var diye adamı da boğmaları gerekmez yahu :D. Biyoloji, Kimya ve Fizik diye birşey var. Bunlarda böyle birşey yok galiba
Eee.. Orası LOST.